*Kuraldışı Dergisi’nin Şubat 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Sitting Still Like a Frog kitabının yazarı Eline Snel’in (www.elinesnel.com) gene aynı ismi verdiği online eğitimdeki dersler esnasında kendime notlar alıyordum; benim için her şey yazarak netleşiyor. O notlardan bu yazıyı karaladım.

Çocuklara bir şeyler öğretmeyi tavır olarak gönlüme ve aklıma sığdıramıyorum. Rahat bıraksak, hiçbir şey öğretmesek kendi kendilerine roket tasarlayıp uzaya gidecekler, gezegenler keşfedecekler diye bir his var içimde. Hele bir de farkındalık konusunda çocuklara bir şey öğretme diyince bugüne dek çocuklarla ilgili inanageldiklerimle ters düşüyorum. Biri birine bir şey öğretecekse, ve de bu farkındalık olacaksa, çocuklar biz ‘büyüklere’ dersin alasını verir. Çocukların kendi doğalarında ziyadesiyle var olan farkındalığı, karman çorman olmuş biz büyüklerin onlara öğretmesini çok anlayamadığımı başka bir şey yazmadan not düşmüş olayım yani.

Çocuklarla farkındalık pratiği yapacak büyükler için Eline Snel’in özellikle altını çizdiği şey ‘büyüklerin’ kendilerinin farkındalık çalışması yapıyor olması. Bu sebeple de ilk dersin adı ‘Farkındalık Seninle Başlar.’ Bunu Farkındalıkla Ebevenylik’ten (Aware Parenting) iyi biliyorum. En basitinden çocuklar ağlarken ağlamamaları için uğraşmak yerine o an kendinde neler olduğuna bakmak gibi söylemesi kolay – yapması zor bir şey için, evet, kendinle bayağı bir uğraşmış olman lazım. Yoksa o ağlamayı bir an önce sonlandırma isteği o kadar derinlerden ve o kadar güçlü fışkırıyor ki zihinden, ‘Ne var bunda ağlayacak’ otomatik olarak dökülüveriyor ağızdan. Çocuğun o anki halini hiçe sayan, bu hiçe saymanın içinde aslında kendi hislerini bastırmaya şartlanmış büyük insan mekanizması. Çocuğunu hiçe saymayı bırak, olanın bitenin farkında olamayan büyümüş de kocaman olmuş insan refleksi. İşte bu yüzden Eline’in dediği gibi kendi farkındalığın için uğraşmadan çocuğununkine ‘bulaşmak’ beyhude ve suni bir çaba.

Bu ön koşulu uzun uzun vurguladıktan sonra Eline Snel farkındalık çalışmasına başlayan bir insanın aslında seçim yapmaya başladığını belirtiyor – durmadan devam etmek yerine sessizce durarak o an içeride ve dışarıda ne olduğuna bakma seçimi. Bunun için de dört basamaktan bahsediyor:

Dur – Gözlemle – Gevşe – Seçim Yap

Dur

Alışkanlığa bağlı reaksiyonlarını durdur. Otomatik olarak devam etmek yerine dur.

Gözlemle

Şu anda ne olup bittiğine bak.

Gevşe

Nefes alıp verdiğini fark et: nefes dikkatini zihninden bedenine getirmene yardım edecek.

Seçim Yap

Fevri (dürtüsel) tepki vermek yerine o anki durumu bilinçli olarak ele al.

Peki Kurbağa ne alaka?
Eline’in nefese dönebilmek için geliştirdiği, 5 – 12 yaş arası çocuklarla yapılabilecek çalışmasında kullandığı metafor kurbağa. Eline Snel, kurbağaların bazı özelliklerinin Kurbağa Çalışması olarak adlandırdığı farkındalık çalışması için cuk oturduğunu düşünüyor:

Kurbağalar durma ve hareketsiz oturma konusunda çok çok iyiler, tamamen hareketsiz oturabiliyorlar. Ve hareketsiz otururken trans halinde de değiller – yani mesela karınları açsa ve o anda önlerinden bir sinek geçiyorsa dilleriyle o sineği yakalayacak kadar andalar. Hem içlerinde hem de dışarıda olup bitenin farkındalar. Kurbağalar çok uzun süreler boyunca odaklanabiliyorlar. Çocuklar kurbağaların nefes alıp vermelerini çok rahat fark edebiliyor. Aynı zamanda kurbağalar çok büyük, çok çok büyük sıçrayabiliyorlar – birden bire bambaşka yerlere gidebilen düşüncelerimiz gibi. Biriyle sohbet ederken birden bir önceki tatilimize, oradan o tatilde karşılaştığımız arkadaşımıza, oradan aynı arkadaşımızın on sene önce bize söylediği bir sırrına çooook kocaman sıçramalar yapabildiğimiz doğru. Neticede zihnimiz bu konuda kurbağadan hallice.

Eline Snel, bu metaforu daha da özümsemek için Kurbağa Çalışmasını yapmadan önce çocuklarla kurbağanın özellikleri hakkında bir sohbet başlatmayı faydalı buluyor. Bu sohbette değinebilinecek kurbağa özellikleri şunlar:

Bir kurbağa –

Çok büyük atlamalar yapabilir ama tamamen hareketsiz de kalabilir/oturabilir.

Etrafında olan biten her şeyden haberi olsa da, ani tepki verme eğiliminde değildir.

Zihninde beliriveren düşüncelere kapılıp gitmek yerine hareketsiz oturup nefes alıp vererek enerjisini muhafaza eder.

Nefes alıp verirken, hareketsiz, tamamen hareketsiz oturur.

Göbeği bir şişer bir iner. Bir şişer bir iner.

Haydi o zaman kendi kendine ve çocuğunla beraber kurbağa olmaya!

Eline’in ilk dersteki öğretisi her gün belli bir zaman ayırarak çocuğunla beraber bir kurbağa gibi hareketsiz oturma ritüelini oluşturmak. Ve bu çalışmada nefesi takip etmek yeterli. Eğer nefesini takip ederken dikkatin dağılıyor, aklın başka yerlere takılıyorsa, tek yapacağın bunu fark etmek, sadece fark edip başka da bir şey yapmamak. Her gün, 5 dakika da olsa, buna disiplinle devam etmek. Hocam Erich Schiffmann bize ‘her yarım saate alarm kurun, alarm çaldığında nefesinize bakın’ derdi. Sadece başlamak en büyük adım. Ve biz büyükler bu adımı atmadan çocuğumuzun farkındalığını geliştirmeye çalışırsak taşıma su ile bile değil susuz bir şekilde değirmeni döndürmeye çalışıyoruz. Tevekkeli ilk dersin adı Farkındalık Seninle Başlar.

Evde kendi meditasyon köşem var. Ela ben meditasyon yaparken beni yakalarsa annemin ona diktiği meditasyon minderine oturup beni taklit ediyor, ellerimin şeklini, bağdaşımı… Benim çok ihtiyaç duyduğum meditasyon pratiğine zaten her anı farkındalıkla yaşadığı için onun ihtiyacı yok diye hissediyorum. Gene de bu eğitim süresince beraber Kurbağa Çalışmasını yapmak için bu köşede Ela’ya yer açacağım. Sevdiği bir oyuncağını, kitabını da getireceğim bu köşeye ve onunla beraber bir kurbağa gibi oturmayı deneyeceğim bakalım.

‘Çocuklara farkındalığı biz mi öğreteceğiz yahu?’ sorusuna illa da bir cevap bulmaya çalışmadan, eğitimin geri kalanı ve Ela’lı Kurbağa Çalışmalarıyla ilgili deneyimlerimi yazmaya devam edeceğim.

Şimdi biraz kurbağa olmaya gidiyorum.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın

E-mailiniz yayınlanmayacak.

X